soru
Haber

Teknolojide Kimler Elini Taşın Altına Koymaya Hazır

Teknolojide Kimler elini taşın altına koymaya hazır

Teknolojik cihazlara, özellikle telefonlara olan bağlarımlılığımız üzerinde daha önce yazılarım oldu. Bu konunun ara ara tekrar hatırlanmasında fayda olduğunu planladığımden yine mevzumuz teknolojik bağlarımlılıklar. Öncelikle merak etmeyin bu bir tek bizim topluluğumuza özellikle de gençlerimize özgü bir sorun değil.

Tüm dünyanın en büyük derdi teknolojik bağımlılık. Belirtileri uyuşturucuyla eşkıymet olan bu bağımlılık maalesef gençleri yetişkinlerden daha çok etkiliyor. İstisnalar normal olarak vardır ancak genel durumu değiştirecek seviyede henüz değil. Kore’de ABD’da, Kanada’da bu konuyla ilgili ciddi araştırmalar yapılıyor.

Bu işin tıbbi ve ruhsal tarafı inceleniyor. Son meydana getirilen araştırmalar beyinde fizyolojik değişimlere neden olduğunu bile gösteriyor. Hatta ‘Dünya sıhhat Örgütü’ bu konuda 151 sayfalık çok kapsamlı bir araştırma sonucu yayınladı. Önceden de söylemiş olduğim benzer biçimde fiziksel rahatsızlık vakaları beş altı yaşlarına kadar inmiş durumda. Artık 6 yaşında romatizmayla boğuşan, eklem ağrılarından şikâyet eden çocuklarımız var.

Gerçekten çıkarcı ve endişe verici bir süreç geçiriyoruz. Çözümler! Maalesef en üzücü mevzu bu kısım. Teknoloji bağımlılığı hastalığının evimize girdiğini kabul edebilmek için bunun farkında olmamız gerekiyor. Genel olarak sorunnın oluştuğu nokta tam burası işte. Bu bağımlılığın sarmalına düştüğümüzü çoğu süre ya fark etmiyoruz ya da kabul etmiyoruz.

Üstelik yetişkinler iyi mi davranırsa evin küçükleri de onları taklit ederek büyüdükleri için bu tuzağa hızla düşüyor. Yetişkinler bu bağlarımlılıkları mevzusunda gelişmiş sağ duyuları ile bir miktar daha kontrollü olsa da çocuklarımız kontrollerini tamamen kaybediyor ve bu dünyada tamamen kayboluyor. Üstelik ebeveyn olarak onlara “bırak şu telefonu elinden” dediğimizde sürtüşmeler başlıyor ki bu en büyük aile içi yıpranma sebebi oluyor. Sonrası daha da zor bir süreç. Oysa çocuk izleyerek öğrenen ve öykünmek eden bir yapıda.

O çocuk bağlarımlı olduysa bunun sebebi bizleriz. Bunu engellemek için bebeklikten itibaren anne ve babanın doğru örnek olabilecek davranışlar içinde olması çok önemli. Hadi bebeklikten itibaren olan bu durumu çözdük. Erişkinlik seviyesinde esasen hormonları ile kavga eden gençlerin durumu hakkaten çok vahim. İnternet dünyasında yaşadıkları için normal hayata adapte olma konusunda problem yaşıyorlar. Haberleri kaynağına inerek değil ilk nerede iyi mi gördülerse öyle olduğuna kendilerini inandırıyorlar.

Acıdır ki bu yanlış bilgilerini ne kadar anlatsanız da düzeltemiyorsunuz. Sosyalleşmenin en temassız haliyle gençliklerini geçiriyorlar. Karşılıklı sohbet ederek mesajşim kurmuyor, buluştuklarında bile birbirleriyle whatsapp benzer biçimde uygulamalar üzerinden mevzuşuyorlar. Dışarıdan bakarsanız bir çay bahçesinde dört iskemle, bir masa, dört kişiler fakat aslında orada değiller şeklinde acayip bir durum. Uzmanların, bebekleri, ufak çocukları ağır teknolojiden bir nebze de olsa nasıl koruruz mevzusunda yönlendirmeleri var.

Gençler ile bu sorunu iyi mi çözebiliriz mevzusunda doğru yönlendirme yapabilen, hem aileyi hem ergeni rahatlatacak çözümü üretebilen maalesef birini daha duymadım.

Çok beylik sözler ile konuya yaklaşıp teoride kendilerince mantıklı yönlendirmeler yapıyorlar. Sonrasında ne mi oluyor? Evde büyük olaylar, kavgalar, isyanlar! Herkes mutsuz. Bu mevzuda ciddi çalışmalar yapılmak zorunda. Tamam beynimizde neler değişti, fizyolojik belirtiler vs. Bunların tespit edilmesi gerekiyor fakat artık bunun ötesine ihtiyacımız var.

Ne olacak doğrusu bu gençleri yitik olarak hesaptan mı düşeceğiz? Bu mümkün değil! Olmamalı! Her aile bu sorunlu dönemi yaşıyor, bir süre daha da yaşamaya devam edecek. Bilgili olan herkes belki psikolojik olarak ustalaşmış destek aldı ya da almaya çalıştı. Çok sonuca gidemediler bir ihtimal fakat en azından sorun olduğunun bilincinde olmak bile önemli bir adım.

İşte bu noktada ailelerin bazıları kendilerince geliştirdiği metodlar, deneme yanılmalar, itiş kakışlar sonucunda kimi düze çıktı, kimi iyice çıkmaza girdi. Toplumumuzda bu ciddi ciddi çok büyük bir problem. Bunu okuyup “ben hiç mesele yaşamadım” diyenin çıkacağını düşünmüyorum. Kendi evinde olmasa bile yakın çevresinde bunun yarattığı krize inanırım şahit olmuştur.

Konunun uzmanlarına sesleniyorum! Lütfen bu konuda camiası şuurlendirici, yönlendirici çözümler üzerine çalışın ve yine daha önce yazdığım gibi seferberlik halinde bu problemi çözelim. Hakkaten büyük bir kalabalık bu mevzuda gözü yaşlı, ne yapacağını bilmesi imkansız biçimde. Asıl önemlisi süre geçiyor ve belki hızla çözülecek bu hastalık kronikleşerek çocuklarımıza yapışacak. Günün nihayetinde kaybeden tamamımız olacağız.

Birilerinin bu konuda ciddi adımlar atması gerek! Çözüm odaklı çalışması gerek. Ben gazeteci olarak, YouTuber olarak, ne derseniz, iyi mi görürseniz her mevzuda koşulsuz şartsız destekler, yayılımı için elimizden gelen tüm çabayı sarf ederim. Hatta Tüm çevremi tanıdıklarımı da bu mevzuda ayaklandırır, bilmeyen kalmasın kampanyası bile başlatırım. Çok hassas olan bu konuda sizlerin de söyleyecekleriniz varsa lütfen sessiz kalmayın